Depresyonlarımız


Yine yorgun Bugs Bunny moduna girdim. Sadece hala hayatta olduğumu bildirmek için yazıyorum. Kıyıda oynarken nasıl olduğunu anlamadan derinlerde buldum kendimi. Batmıyorum da, suyun yüzeyinde ölü taklidi yapıyorum.

Ay hepimiz öyleyiz şekerim diyeceksin (muhtemelen bu şekilde demezsin) Ama ben öyle değildim. Mutluydum yani satır aralarımdan güneş ışıkları süzülürdü. Neden mutsuz oluyorlar ki gülümsemek için illa bir sebep var diye düşünüyordum. 

Yine mavinin tonu sonsuzluk gibi. Yine bahar çiçeklerinin enfes kokusu, insanı sarhoş ediyor evet ama kayıtsızca tanık oluyor gibiyim bu güzelliklere. Önceden beş duyumla tat alırdım hayattan. Yaşama sevincinde düşüş, gözlere inen karamsarlık perdesi.. Maalesef depresyon çanları çalıyor.

Depresyonda olmadığım zamanlarda kış için erzak biriktiren karıncalar gibi hazırlık yaparım. Ağustos böceğiyle kafaları çektiğimiz de olur tabii o başka. Ve asla işe yaradığını düşünmüyorum heybemde biriktirdiğim tavsiyelerim.

Herkesin farklıdır mutlaka. Benim depresyonum sevilmeyen bir akraba gibi habersizce geliyor hem de yatıya:(  Ne zaman evden giderek beni özgürlüğüme kavuşturacağını da asla belli etmiyor. Şükür ağır değil durumum. Galiba rahatsız edici misafirim tek kişi. Baş edebiliyorum.

Bana biraz da şöyleymiş gibi geliyor; ruhum sıkıldığı zaman kaçıyor. Tekdüzelikten baskı ya da stresten, uzun süren üzüntüden, kaygıdan depresyona kaçıyor. Herkesin kaçış yönü de farklı tabii. Kimi alkole, kimi ekstrem sporlara, kimi alışverişe kaçıyor. Bazen bunlar bağımlılığa bile dönüşüyor. Kaçtığımız sorunları çözmek yerine daha büyük sıkıntı çığları oluşturuyoruz.

Hayata küsüyor muyum ne? Evet çok saçma ama biyokimyasal bir bozukluk demişti doktor. Aslında beyinde haberleşmeyi sağlayan nörotransmitterlerin olması gerekenden az ya da çok salgılanması durumu bu. Serotonin de mesela insana mutluluk, canlılık ve zindelik hissi veren bir nörotransmittermiş. 

Bu arada serotonin içeren sebzeler; Mısır, karnabahar brokoli, ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler ve kabuğuyla fırınlanmış patates, soya sütü, soya ürünleri, tofu ve soya fasulyesi serotonin düzeyinin sabit kalmasını sağlar. Meyveler; Muz, ananas kivi, greyfurt erik, kavun mango, serotonin üretimini arttırır imiş. Sağlık bloğu gibi oldu bu sefer.

Ama tabii ben bir manav kadar ananas yesem de düzelmeyecek transmitterlerim. 

Sevimsiz dahi olsa gerçekleri bilmeyi tercih ederim. Ve iyileşmek de kabullenmekle başlar. Misafiri kovalamak diye bir şey bende mümkün olmuyor işte. Sessizce gitmesini bekliyorum. Depresyon yenge, depresyon dayı ayy iğrenç oldu:D Ama yükü hafifletmek için biraz komiklik şart. Gülüyormuş gibi yapıyorum ben bu aralar. Siz de deneyin, ayıp olmasın diye beğenmiş gibi yapın hayatı.

Aslında bataklık gibi biraz. Girdikten sonra kurtulması zor. Önlemler alarak elimizden geldiğince çevresine yaklaşmamak gerek bunalımlı bölgelerin. Ölümcül bir virüs gölge gibi peşimizdeyken ve ülkemiz şartlarında, hepimiz birer bataklık kurbağası olduk maalesef. Depresyonlarımızı üst üste koysak milyorlarca Folkart eder. Ben sadece İzmir'deki gökdelenleri biliyorum o yüzden Folkart dedim. Gökdelenleri sevmem. İnsan yaşlandıkça köy evlerini seviyor. Topraktan metrelerce uzaklaşarak ondan kaçmak mümkün değil. Ya da gökyüzünü delerek cennete tünel kazmak da mümkün değil. İyi ki de değil yoksa asıl hak edenler varamadan, üçkağıtçılar doldururdu cenneti.

Bu kadar depresyon muhabbetinden sonra konunun ölüme gelmesine şaşmamak gerek. Aklımda evrenin sonsuzluğu, uzaylılar gelse nasıl olurdu vb konular vardı. Dönüp dolaşıp yine sadık yarimiz kara toprağa geldik. O zaman canımız ciğerimiz Aşık Veysel'in dizelerini hatırlayalım;


Anlatamam derdimi dertsiz insana

Dert çekmeyen dert kıymetin bilemez

Derdim bana derman imiş bilmedim

Hiçbir zaman gül dikensiz olamaz

 

Gülü yetiştirir dikenli çalı

Arı her çiçekten yapıyor balı

Kişi sabır ile bulur kemali

Sabretmeyen maksudunu bulamaz


Bu sözler de bana cevap oldu. Her şeye rağmen, her nefes kıymetli. Geçmiş, gelecek diye dertlenirken şu an'ın elimizden kaçıp gittiğini bilmeli. Belki de duygulara perhiz bu, onların da dinlenmesi gerekli. Zira derdim bana dermanmış cümlesi içinde ne manalar gizli.

Hayırlı Ramazanlar





Yorumlar