Yargılamak

Bu kadar önemseme dedim kendime. Aşırı bir ihtimam göstererek yaptığın lezzetli bir yemek gibi hayat. Yemesi çok kısa sürüyor. Emekler boşa değil elbet ama her seferinde sabrın biraz daha azalıyor.

Her şeyi sorguluyorum. Anlamsız olduğu gün gibi ortada olsa bile, anlam yüklemek için yoruyorum zihnimi. Sonra bunun adı yaşamak oluyor. Dönüp duran bir kemirgen gibi hissediyorum. Altımda dünya dönüp duruyor. Ben hep aynı yerdeyim. Hapsolmak kadar rahatsız edici bir durağanlık. 

Aslında bahsetmek istediğim konu; yargılamak. Hukuki düzeyde değil tabii ki. Senin benim birbirimize yaptığımız. Ya da kendimize. Kesiştirelim yeri gelmişken. Başkalarıyla ilgili düşünme biçimimizi kendimize karşı da uyguluyoruz fark ettin mi?

Acımasızca eleştiriyorsan başkasını, zamanla kendine de yapıyorsun bunu. Ve de YARGILAMAK. Ne büyük bir kelime. Yargılayan nerede durur? Hep biraz yüksekte. Yerden yüksek oynasaydı yargılamak, kesin her zaman kazanırdı. 

Kimse de demez ki; Ben kimim ki onu yargılıyorum? Aşağılık kompleksini bir merdiven haline getirir ve en üst basamağa çıkar. Böylece yargılayacak daha çok kişi görür manzarasından. Hem de unutur aslında yargılananın kendisi olduğunu. 

Diğerlerini de inandırır yükseklere hak ederek çıktığına, tabii önce kendini inandırması gerekir bu yalana.

Hukuki anlamda bile olsa, insanları yargılayan hakimler değildir. Yani teorik olarak yasalar yargılar insanları. İnsan üstü olan bir kavram olmalı. Kutsal kitaplardaki emirler yargılar yani Tanrı yargılar kısacası. Böylesi bir davranışa soyunuyorsan oldukça cesursun demektir. Çünkü zaten tam olarak tanıman mümkün olmayan bir insanı veya her yönüyle bilemeyeceğin yaşantısını "yargılıyorsan" en basitinden mantıksızsın demektir.

"Kınama başına gelir" diye bu yüzden derler. Aslında sadece olgunlaşmak içindir bu. Arkadaşının hayatına yani bir bölümüne tanık olur ve der ki; Asla benden daha genç bir erkekle sevgili olmam. Çok yanlış ve dışarıdan hiç hoş görünmüyor.

Evet bir sonraki sevgilisi kendisinden daha genç ve büyük konuştuğu her şeyi bünyesinde barındıran bir delikanlıdır.

Hayat bunu istiyor sanırım. Söylediğimiz her şeyi deneyimlememiz gerektiğini düşünüyor. Sürtüle sürtüle aşınıyor burnumuz. Yine de kötü kokulara rağmen burnumuzun dikine doğru gitmekten vazgeçmiyoruz. 

Bunların hepsi o olgunlaşma basamaklarına hak ederek tırmanabilmek için sanırım. Nirvana var sonunda demiyorum. Benim hayal ettiğim tepede, hoşgörü, koşulsuz sevgi var hem de her şeye karşı, dünyanın geçiciliğini, an'ın kalıcılığını idrak etmek var, keyif almak var doğadan ve bütün nimetlerden, yardım etmek başkaları demeden herkese, çünkü başkaları yok aslında sadece biz varız.

Bütün bunlar unicornlar kadar sahte mi geliyor kulağına? Ama o tepeye çıkmış insanlar var. Oradan bize ışığını yansıtan nice kahraman var. Onlar gibi olamasam da onların yolunda ilerlemek amacım. 

Bir amacım var hayatta. İnan bana bunu söylemek bile harika!

Bırakma kendi elini. Sen oradaysan mesela ben de burada, bir anlamı var ve bir bağımız. Her zaman yanında olamasam da, kendi kendini düştüğün çukurdan kurtarmayı öğretebilirim sana. Arkamda çok çukur bıraktım çünkü çok da karmaşa.




Yorumlar